Gamfed Türkiye Gönüllüleri Yazdı : KAHRAMAN OLMA

Son zamanların trendi haline gelen Kaçış Odası; Japonya’da bir grup öğrencinin gerçekleştirdiği kampta oynanmış, ardından birkaç yılda tüm dünyaya yayılmış, 2013’te de ülkemizde ilk olarak İstanbul’da açılan oyun trendi “real room escape” yani “gerçek odadan kaçış oyunu”, bir grup arkadaşın belirli bir konseptle dizayn edilmiş kapalı bir mekândan, otelden, odadan, evden, depodan ya da tamamen senaryoya göre tasarlanmış başka bir yerden, şifreleri çözerek bir saat içinde anahtarı bulup dışarı çıkmaları esasına dayanıyor. Pek çok yazılım evi bu oyunları farklı platformlarda geliştirerek neredeyse sonsuz içerik yelpazesi ile dünyada geniş bir kitleye hitap ettiler.

Peki, “kaçış” dediğimizde ne aklımıza geliyor? Yarışan bir koşucunun ya da bir kümenin öteki yarışçıları hızla geçmesi. Kaçma eylemi ya da biçimi. Tarihe baktığımızda zindanlar, yer altı tünelleri… Yeraltı tünelleri denince aklımıza tabii ki İstanbul gelir.

                                                                                     

Şehrin eski sakinlerinin gayet iyi bildiği üzere tarihi İstanbul’un altı, devasa bir yeraltı şehri oluşturacak kadar uzun ve karmaşık bir tüneller ağıyla örülüdür. Öyle rivayet olunur ki; saraylardan kiliselere, başka saraylara ve konaklara, Sur dışına, limana, iskelelere, açılan ve sır gibi gizli tutulan bu yolların bir bölümü Bizans döneminde yapılmış ve mekanik harikası kilitlerle mühürlenmiş kapılarıyla birlikte İstanbul’un altını âdeta gizemli bir karınca kentine dönüştürmüştür.     

Bizans döneminde bu tünellerin, imparatorların ve patriklerin gizli temaslar yapacakları zaman gidecekleri yerlere ulaşmak için kullandıkları gizli geçitler olduğu sanılıyor. 1453 yılında İstanbul’un fethi ile Osmanlı’dan kaçmaya çalışan Bizans saray mensuplarının tünelleri kaçmak için kullandıkları anlatılagelenlerden biri… Fatih Sultan Mehmet’in fethi ile İstanbul’un mimarisi önemli ölçüde değişti. Özellikle Topkapı, Yedikule, Karaköy, Haliç, Eminönü, Kapalı Çarşı, Fatih, Eyüp semtleri başta olmak üzere Fatih Sultan Mehmet’in emri ile mimarlara çok sayıda tünel yaptırıldı. Osmanlı’nın son dönemlerinde padişah Abdülhamit tarafından Üsküdar’da altı tünel daha yaptırıldı. Bu tüneller sadece padişah, vezirler ve cellatlara açıktı. Osmanlı’da askeri amaçla açıldığı bilinen Ayvansaray-Yedikule tünellerine, Osmanlı’da “lağım” adı verilmişti. Bu tünellere “kanalizasyon” anlamına gelen lağım denilmesi nedeni belki de taarruz amaçlı açılan bu tünelleri, ismi ile kamufle etmekti.  

İstanbul’un gizemli tünellerine dair bir başka iddia ise 1. Dünya Savaşı sırasında bu tünellerin Atatürk tarafından kullanıldığı… İstanbul Beyoğlu’nda tarihi bazı apartmanlarının altından tünellere ulaşıldığı ve savaş zamanında yardımların bu tünellerden ulaştırıldığı iddialar arasında…                                                              

İstanbul’un özellikle Bizans ve Osmanlı’nın merkezi olan Eminönü, Sarayburnu, Sultanahmet, Balat, Edirnekapı bölgelerinde sıklıkla görülen bu tüneller, burada yaşayan 50-60 yaşlarındaki bölge sakinlerinin hiç de yabancı olmadıkları dehlizler. Bu tünelleri ya evlerinin arasında keşfettiklerinden ya da çocuklarının sokakta oyun oynarken saklanmak için seçtiğinden bahsediyorlar. İlerledikçe karanlığı ve örümcek ağlarını görüp, ürpererek geri döndüklerini söyleseler de dönemin çocuklarının İstanbul Cibali’deki bir tünelden girip Sultanahmet’ten çıktıklarını ve anne babaların da çocuklarını aramak için bu tünellerden geçtikleri anlatılıyor.

Zaman içerisinde hangisinin gerçek hangisini efsane olduğuna bile karar verilemeyecek kadar esrarengiz bu tüneller için sayısız hikâye anlatılagelmiş. Bu hikayelerden birinde bir Türk delikanlının Bizans imparatorunun kızına âşık olarak prensesi Sultanahmet’ten yerin altındaki bu tüneller ile Boğaz’ın karşı tarafına kaçırdığı anlatılır. Ancak İstanbul’un gizli tünellerinin ve efsanelerinin ünü sadece İstanbul meraklılarını değil, Hollywood’u da etkilemiş durumda. James Bond serisinin “From Russia With Love” (Rusya’dan Sevgilerle) filminin İstanbul sahnelerinde James Bond, İstanbul’un yeraltı tünellerinden birini kullanarak Kapalıçarşı’dan Beyoğlu’ndaki Rus Konsolosluğu’na gitti.

Kaçış oyunları ile oyunculara, bu tarihi zenginliğimize de dayanarak belki de ilk defa gizemli anlatımlarla belirli bir süre zarfında kendilerini gerçek dünyadan başka bir gerçekliğe taşıyarak hikayelerinin kahramanı olma şansı verildi; böylece alternatif bir tecrübe ve eğlence kültürünün parçası oldular.

Mesela “Zindanlar ve Ejderhalar” (Dungeon and Dragons) masaüstü rol yapma oyunu. Rol yapma oyunu (RYO), diyoruz ama nedir bu rol yapma oyunu? RYO, kendinizi farklı bir karakterin yerine koyduğunuz oyun türüdür. Yok edici büyüleriyle dehşet saçan bir Büyücü, hedefi on ikiden vuran ölümcül oklar atan bir Okçu, yumruklarıyla en sert kayaları bile parçalayan bir Keşiş, hançerinin aşamayacağı hiçbir zırh olmayan bir Suikastçı, dünyanın her yerini gezerek baladlar söyleyen ve şarkıları ağızdan ağıza dolanan bir Ozan, hayatına çiftçi olarak başlayıp ülkesini zaferden zafere koşturan bir General. Ne olacağınıza tamamen sizin karar verdiğiniz bir karakteri yönettiğiniz ucu bucağı olmayan bir dünya işe RYOlar. 

Kaçış oyunları denince akla birçok film de gelmektedir. Fermat’s Room, Prison Break, Labirent, Kaçış Odası, Kaçış Oyunu, Ocean’s Eleven bunlardan bazıları. Peki, “Kaçış oyunlarına ilgi neden bu kadar fazla?” Kaçış oyunu sadece kapalı bir mekândan kaçma oyunu değil, bir strateji oyunudur. Zaman yönetiminin önemli olduğu, stresle baş edebilmenin çok değerli olduğu bir testtir. Bu nedenle birçok firma hafta sonu ya da aylık etkinliklerine kaçış oyununu da dahil etmektedir. Evden Kaçış Oyunu sayesinde içinizdeki lideri keşfedebilirsiniz. Takım yönetimini öğrenebilirsiniz. Kaçış oyunu oynarken istediğiniz hikâyenin kahramanı olabilirsiniz.

Şirketlerde oynanan Topkapı Soygunu oyununu üreten “Kaçmasak da Olur” firması ekip ruhunu yaratmak için; analitik yaklaşım, stres altında sorun çözebilme ve çevre ile etkileşimi ön plana çıkaran bir senaryoyu şirketlere götürerek çalışma ortamlarını zevkli hale getirmeyi, birçok olumlu etkisi olan dijitalleşmenin olumsuz etkilerini bertaraf etmeyi amaçlamaktadır.

‘’Kurumsal Kaçış Oyunları’’, kişinin kurumu sevmesi için, oradan kaçma isteği yerine oradaki bir sorunu takım halinde çözmeye çalıştığı oyunlar çok daha etkili ve sadakat yaratıcıdır.  Ekip olarak oynandığından ötürü takım çalışması ve motivasyon etkinliği olarak da harika bir deneyim sunmaktadır. Bu özelliğinden kaçış oyunları, şirketlerin organize edilen kurumsal etkinlikleri için en iyi seçeneklerden biri olmaktadır.   

Yazar Hakkında; Sırma Baysal İzmir’de yaşıyor. Severek yaptığı Fizik Öğretmenliğinin yanı sıra oyun tasarımı ve oyunlaştırma ile ilgileniyor, ayrıca fotoğraf çekmeyi çok seviyor 

Related Post

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.